Demin

Kasvet, elinde bir paslı makas,
İstanbu’un asma köprülerini kesti.
Sevdamız ipinde cirit oynayan cambaz
Şimdi bir kör satırdır içimizde,
Ha düşer,
Ha düşer,
Ha düşer…

Başımız üstünde demin gülüp duran gökyüzü
Yedekte bir salapurya şimdi

Başkalaşma

Oyunbozan bir akşamın altında,
Elinde bir yoyo gibi benliğin,
Senden damlara, damlardan geriye
– Tavuklar yem der, kediler ciğer –
Sana benzer bir şey dolaşır havada.

Bir kadeh tutuştururlar eline derken,
Allı dallı bir laf atılır ortaya:
Bir zilzurna sabahlığın içinden
Yeşil şanosunu sular bir kadın,
Sana benzer bir kanto söylenir karşıda.

Kurtulur dudaklarından düşersin ergeç
Çamurlu pabuçları dibine.
Turplar kızarır, kıvırcık salatalardan,
Sana benzer bir şey sulanır bostanda.

Vaziyet-i Umumi

benim halim memleketin hali
üç gündür kabızım; dışarı çıkamıyorum
ne geğiriyor, ne osurabiliyorum
içim gırtlağıma kadar bok!
her zamanki gündelikçi kadın iki kız yollamış yerine,
acemi şeyler
etrafımda dolanıp duruyorlar
zaten başım dönüyor,
yemekten içmekten kesildim
boyuna lağman yaptırıyorum, götüme fitil sokuyorum
bunlar yetmezmiş gibi dışarıda
sokak inşaatı yeniden başladı,
matkaplar gırla…
kendimi intihar edeceğim bir gün!