Neşe Ye Sone

Yakın gözlüğümü yitirdim
Yitirince seni kadın-
Doğumun ardından
Çatladı kapı sanki

Öyle uzak bir doğu ki her şey
Görünmüyor burnumun ucundan

Çiğnenecekmiş gibi geliyor hep
Geçerken kıtadan kıtaya

Ters bir dizeye rastladım demin
Taburcuymuş, öyle dedi
Çıkışını yaptırıyormuş acundan

Lâf!

Ne sen ne ben sevgilim
Öldükse ölümden değil
Sevişmenin acısından

Hisarbuselik

Serçe parmakları ne güzel serçelerin
Onlar ki ilk ışıkların örneği üzre
Bir cicim dokunuyorlar
Gök yüzbin kere

İkimiz Arasında

Bu şiir Can Yücel’e ait değildir.

Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz
Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden
Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken
Canevimin önünden geçersen,
Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı
Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında
Canevinin önünden geçersem
Anlatırım nasıl nerde
Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız
Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız
Anlatırım nasıl nerde…
Sonra eğilir kulağına derim: Bekle
Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin
Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere,
Hele ürksün fincancı katırları!

Bu şiir Can Yücel’e ait değildir.

Herşey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin (daha&helliip;)