Hayal Oyunu
Ellerindi ellerimden tutan Ellerimdi ellerinden tutan… Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin Kimbilir kaç martılar halinde
Ellerindi ellerimden tutan Ellerimdi ellerinden tutan… Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin Kimbilir kaç martılar halinde
Sözümona insandım Hamsiydim buğulandım Koynumdaki hatunu Havva anamız sandım
Sen bezmimize geldiğin akşam Neler neler olmaz ki bize, bir güzel haller olur Hallolur eşek davası dahil, bütün davalar Düşer İsfahan, yıldızlar, Bağdat ve Şam
Dün gece senin küçücük elinle yalnız yattık Yalnız senin küçücük elinle yalnızlık Kandilli ilkokulu kadar kalabalık Zilleri çaldığında düşlerinin Sınıfların kapıları ardına kadar açık Gökyüzünün,
Şu ölen çocuklar var ya Sana bana dünyaya … İlikleriniz donduğunda kışın Bir kaşık umut gerektiğinde O şişe gelecek aklınıza Pencerenin önünde duran Güneşte Gelincik
Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde Giritli bir ölümüm varmış, bir
Çingene benleri, ne dersiniz, pembe olmalıydı değil mi? Ama dünyada her şey olması gerektiği gibi olmuyor ki…
Baksana Samaripa Şu gümüşü bacaya! Ne güzel kesmiş tenekeyi tentene! Güneş de vurmuş üstüne… Ve salkım salkım sakalları Rüzgarda saçaklanan bir duman
Deniz ki pirinç semaver En sakin deminde çayın Çınnnn Mineli fincan elinde Kıraathanesine Yeats ile Pavese’nin Buyrun…